İki


Kabuk bağlamasını beklediğin yaraların kanadığı her seferinde asla geçmeyeceğini anlıyorsun, onunla beraber yaşamaktan başka şansının olmadığını da. Yollarını bir çıkmazın kesmemesini umut ederek yürürken her adımını bir öncekinden daha temkinli, daha korkak, güvensiz atıyorsun. Yolunun başında açan çiçeklere mi kanıyorsun hep? Son bahar gelmez, renkleri solmaz mı sanıyorsun?

İçimdeki yaraların kapanmayacağını biliyorum, hatırlandıkça, düştükçe aklıma varlığın sen de kanayacaksın…”

Adlandıramadığın varlığına “yara” diyebileceğin gelir miydi aklına?

“Yüzümdeki çizgileri yılların adaletsizliğine yormayalı uzun oldu. Her birinin bir sahibi, kendi sahnesinde oynadığı bir oyunu var. Kimisi kısa bu çizgilerin kimisi uzun, derin-ki hiçbir müdahalenin kapatmaya yetmeyeceği denli belirgin.”

Eski bir yara diyorsun o halde, bahanesi yıllara kusur bulunarak söylenmiş yalanlardan biri o’da. Belki ince belki uzun, ucunun kalbine teğet geçtiği derin bir çizgi.

“Geri dönebilme ihtimali korkutuyor beni, zamanda asılı bıraktıklarım hareket etmeye başlarsa diye bütün telaşım. Garip bir hissizlik duyuyorum yaşananlara. Sonrasını bilememenin huzursuzluğu, aynı mutluluğu yaşayıp nihayetinde aynı hüsranı tadacak olmanın, tekrar ölmenin, umut etmenin dayanılmaz acısı…”

Her yaranın iki sahibi vardır acısını taşırken biri lekesini omuzlanır diğeri, biri izini taşır diğeri azabını-eğer varsa vicdanı-. Taş olsa derdin, taş olsa iki damla akıtırdı yüreğinden.

“ikinci boyutundayım zamanın, derinliğinde kayboluyorum. Suyun diğer tarafında vaat edilen güzellikleri arıyor gözlerim. Nafile. Gözlerim güzeli aramaktan yorgun, ayaklarımda taş sızısı, ardım kapalı. Su kesiliyor, susuzluktan ölme telaşında tuzdan bir beyazlığa alışmaya çalışıyor gözlerim. Beyazlık büyüdükçe göz bebeğim, nurum, ışığım hacmini daraltıyor…

Ömrüm yolumdan kısa, bilgeliğim yarım, yazlarım susuz, kış uykularımda kulağıma ninni söyleyen kurtların uğultusu, yolum baki ömrüm yolumda yalancı bir bahar.”

Ardına düşürdüğü gölgenin sesine kulak verdi, gölge, ışığını kendi toprağından alsın istedi.

28 ağustos – 7 Kasım 2009(Sorgu Odası.)


Yazarımızı Tanıyalım!

Güler


Bu içerik Güler tarafından 12 Nisan 2010 tarihinde sağlanmıştır.
Bu Sayfanın Kısa Bağlantısı (Short URL):    www.web5a.com/?p=407  

İki ile Benzer Yazılar:

12 Nisan 2010 Saat : 11:57

İki Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

 Son Yazılar FriendFeed
reklam

Gözucuyla Bakılanlar

Firefox Eklentileri HBK blog Web5a.com Yenile
Login