Birer birer saydı içinden kendisi için önemli olan ne varsa. Bazılarını zihninin sıralamasında yer değiştirdi, bazılarını atladığını düşünüp üzüldü, kimini çıkarmak istedi ama çıkaramadı.
Üç noktanın yan yana dizilişinden düşünüldüğünü anladığında mutlu olmak isterdi, çok sevdiği halde daha az kullanmaya başladığında anladı önemini yitirdiğini oldukça zararsız bu üç noktanın. Bu yüzden kaybolmak istediğini kimse anlamasın diye çoğu zaman görmezden geldi. Başkasına mutluluk getirmediğini anladığında her zaman yaptığı gibi tesadüfleri ortadan kaldırmanın çarelerini arayıp buldu. Aldığı kararların eşiğinde nöbet bekleyen karamsar düşüncelerine hep aynı şeyi söyledi, böylesi hepimiz için daha iyi.
Duygularının nesnel karşılığı olan eşyaların öneminde şimdi, hepsini götüremeyeceğinin farkında, birazı o’nu hatırlatmak için saklanacak birazı da hatırlatacak varlığını. Özleminin ve özlemenin bir kokusu olduğunu, zamanla silinip ansızın hatırlatacağını, herhangi bir eşyadan daha çok hissettireceğini, hissedeceğini, en sevdiğinin ölümünü daha kolay unuttursun diye sahip olduklarını elinden çıkarsa da kokusunu silip atamayacağını biliyor zihninden. Mevsim döngülerinde odalara yayılan naftalin kokusu gibi bazen bahar kokusu sinmiş bazen sisli bir yağmuru hatırlatan ya da soğuk geçmiş bir kışın ardından daha mutlu yazlara geçmenin uçukluğunda hep aynı koku var elbiselerde, yaşanmışlığın kokusu.
Bu kokularla gözlerini açar dünyaya insan, kokunun en masum şekliyle. Bir bebeğin kokusu her şeyden daha mutlu eder insanı. Yaşadıkça masumluğunu sildirir insana hayat, araya başka kokular da girer.
Kokladı birer birer yaşamının en önemlilerini, ilk sıraya bu kokuların aromasını koydu.  Önem listesinde ikinci sıraya eşyayı üçüncüsüne renkleri dördüncüye fotoğrafların hatırlı ağırlığını koydu. Anı ortaklığı yaptığı yerlerin listesini yaparken ne çok insan sığdırdığının da farkına vardı yaşamına.
Listenin sonuna sesleri koydu. Unutmaya ilk önce seslerden başlar insan, zamanın sildikleri arasında en zalim davrandığı bu sesler olur hep. Sesler de kokular gibi yaşandıkça değiştirir kendini, saklamaya çalıştıkça hep aynı anda kaldıklarını düşündürür insana. Zamanla yetersizleştirir, aynı şarkılar gibi çok sevildiği halde yavaş yavaş sıradanlaşır azaltır önemini. Titreşimin sihri mekanikleştiğinde değersizleşir.
Valizinin içinde birkaç eşya, biraz fotoğraf ve hatırladıkça özlemini perçinleyen kokularla şimdi bir yol ayrımında, yaşamında en çok neyin önemli olduğunu bir kez daha sınayacak…
Yayın Tarihi:28 Eylül 2009