EKSİK…
Ümitliydim bugün kapının benim için çalacağından… Önce yan komşumuz hayal kırıklığına uğrattı beni… Sonra işini yapmaya çalışan bir anketör… Ne kadar küfür ettiğimi bilseler kendilerine, bir daha hiçbir kapının ziline dokunmazlardı eminim…
Hastayım ya bu aralar, duygusallığım üzerimde… Yoksa bu kadar üzülmezdim… Ya da böyle diyerek üzülmemem gerektiğini mi hatırlatıyorum kendime… Neden özlüyorum ki seni bu kadar… Nedir yani… Sanki daha önce bırakıp gitmemiş gibi kimse beni… Gittiler ve unutuldular zamanla… Beni en çok bozan da senin de artık herkes gibi olman mı acaba? Çünkü her zaman faklıydın ya sen… Acaba aynı olduğunu anladığıma mı bu kadar bozuldum… amaannn… Neyse…
İnsanın en çok da kendine yenildiğini bugün anladım… Herkesi kandırmak ne kadar kolay… Ama kendini… Bugün neden dışarı çıkmak istemediğimi soranlara da “hastayım keyfim yok…” diyorum mesela… Hasta olduğum doğru da keyfimin bununla pek bir alakası yok… Tamamen yokluğunla alakalı… Hayatında küçük de olsa bir iz bırakamamak ne kadar kötü… Bir de sen bende bu kadar derin izler bırakmışken…
Bir son yazamadım bu yazıya… Zaten yarım kalanların yazısı ya bu… Boş ver bu da yarım kalsın… Ya da sonunu sen yaz…
(14 Şubat’a isyan…)
*Yazarın kimliği kendi isteği doğrultusunda gizlenmiştir…
Yayın Tarihi:20 Şubat 2008