Aslında…
Bu kez karar veremedim
Yoksa sorduğunda susmam, hazırlıksız yakalanmış olmamdan değil.
Hani, bir yara bandını neden hep cüzdanının en kuytu köşesinde taşır ki insan
Bilinir çünkü paradan hüviyetten birkaç vesikalık pozdan daha önemlidir yarayı saran…
En çok sevdiğin sevebilmeyi göze alamadıklarının toplamı,
Sevmekten vazgeçtiklerinin yan odasında kalandı.
Aslında…
Kim geçmişse ve geçerken kalmak istemiş ama beceremeden yadigâr sızılar bırakmışsa yüreğinizde
Üzeri karalanmadan
Islatılmadan
Sandıklanmadan
İmha etmeden
İntihara sürüklemeden
İçinizde kalacaktır; öyle sessiz derin umulmaz bir organ edasıyla…
Aslında…
En beklenmedik anda
Elimizle koymuş gibi yok ettiklerimizden geri gelenlerin aritmetik ortalamasıydı “ben başka birini sevebilirim” dedirten şey
Sandıklar kilitlendikçe içleri hep havasız kalır çünkü
Sandıklara saklamamak gerekir bu yüzden bitmesin isterken bitirilenleri
Özgür sıradanlıklara kaynaştırılmalı aşk
Yüreği kırbaçlamadan
Gütmeden zihni
Kendiliğinden yani…
Biz giydirdik diye o kadar yakıştı giysisi
Eşi emsali bulunur mu bir daha aynısının sorusu anlamsız
Terziler beden ölçülerini bildiklerinden de prova alır
Elbiseyi güzel kılan sade beden uygunluğu değildir çünkü
Terzi olanlar, bunu anlar…
Aslında…
Onu kendime çağırdığım her seferde uzaklaştırdım varlığımı nefesinden
Dilinde lal oldu adım
Ben bazen çok başka bedenlerde seslendirdim onun adını
O adımı anmadı
Adımın aynısına rastlamadı
…
İknası yoktur aşkın
Bir olasılığı alıp onun üzerinden yıkılıp tuz buz edilenin adıdır ayrılık
Ya bir daha onun kadar içime sokacağım canıma iç yapacağım bir adam olmayacaksa…
Denklik hissidir hepsi
Ne yaşanmışsa
Ne yaşanamamışsa
Neler yaşanmakla yaşanmamak arasında bırakılmışsa…
Aslında…
Hep devrettiği için üzerine yaftası yapıştırılan bir üç gibi dokuz gibidir aşk
Teslimatsız törenle devraldım ben emaneti
3’üm
Sıkılınca da dokuz…
Bölünemedikçe işaretleniyorum
…


