
… gözlerinde aradım bu sorunun cevabını aslında. Çünkü söylediğinden çok daha büyük ve olguncaydı düşündüklerin.(sen bundan pek memnun olmasan da)
———————-
Etrafına baktı genç kadın tanıdıktı bu mekân ama içindekilerdi farklı olan. Küçükken gönlünce koşturduğu çocuk bahçesiydi bir zamanlar bu yer. Ama şimdi sanki cezalıydı ve bu yüzden oynayan diğer çocukları izliyordu. Koskocaman bir metaforun içindeydi genç kadın.
“fiziksellik değildir önemli olan, muhtevadır”
Doğru…
Gezinmeye başladı genç kadın bu çok iyi bildiği yabancı koridorlarda. Sağ dönünce sığındığı bir oda vardı bir zamanlar. Yine sağ döndü, evet oda vardı ama sığınacak kimse yoktu. Üst katlara çıktı genç kadın dolaştı biraz daha. Sınıflara baktı içerde oturan “kırmızı kurdeleliler”e… hiç biri kafasını kaldırıp bakmıyordu genç kadına bakmayacaklardı da. Bir tanıdık sima ile karşılaştı dolaşırken genç kadın. Yorgun ve bıkkındı… İnanmadığı bir şeye inandığı şeyleri yapabilmek için katlanıyordu bu tanıdık sima, bu çocuk.
Kafasını kaldırıp genç kadına baktı.
“sıkıldım, bunlar ne böyle?” dedi bakışları.
Hiç bu denli çaresiz hissetmemişti genç kadın. Elinde olsa, hadi çıkıp gidelim salaş ve sarmaşıkların istila ettiği, insan kalabalığı manzaralı balkonumuza diyecekti. Demedi… İmkânı olsa da demezdi zaten. Lanet olası zorunluluklar…
Yeşilin bile yapay olduğu bir yerde sohbet ediyordu genç kadın ve çocuk.
“ne yapıyorsun?”
“düşünüyorum”
“sen gibisi çok az”
“neden böyle neden az?”
“korkuyorlar çünkü. Düşünebilmek yorumlama gerektirir ve yorumlama tehlikelidir bazen”
“bunlara bir şey yapılmalı bir şey söylenmeli”
“yazık sadece yazık…”
Genç kadın insanlara baktı. Hayat trafiğine kapılmış savrulan insanlara. Sokrates geldi aklına, diyordu ya hani “bir at sineğiyim ben ve Atina halkı da huzursuz ettiğim at”
“Kaç yaşındasın?”
“17”
————————————————–
… gözlerinde aradım bu sorunun cevabını aslında. Çünkü söylediğinden çok daha büyük ve olguncaydı düşündüklerin.(sen bundan pek memnun olmasan da). Genç kadın gözlerine baktı yeniden. İç çekti ve şunlar geçti düşüncelerinden:
“ bir bilsen nasılda gurur duyuyorum seninle!
Ve biliyorum ki at sinekliği en çok sana yakışır bu memlekette”
Yayın Tarihi: 07 Kasım 2008
… gözlerinde aradım bu sorunun cevabını aslında. Çünkü söylediğinden çok daha büyük ve olguncaydı düşündüklerin.(sen bundan pek memnun olmasan da)
———————-
Etrafına baktı genç kadın tanıdıktı bu mekân ama içindekilerdi farklı olan. Küçükken gönlünce koşturduğu çocuk bahçesiydi bir zamanlar bu yer. Ama şimdi sanki cezalıydı ve bu yüzden oynayan diğer çocukları izliyordu. Koskocaman bir metaforun içindeydi genç kadın.
“fiziksellik değildir önemli olan, muhtevadır”
Doğru…
Gezinmeye başladı genç kadın bu çok iyi bildiği yabancı koridorlarda. Sağ dönünce sığındığı bir oda vardı bir zamanlar. Yine sağ döndü, evet oda vardı ama sığınacak kimse yoktu. Üst katlara çıktı genç kadın dolaştı biraz daha. Sınıflara baktı içerde oturan “kırmızı kurdeleliler”e… hiç biri kafasını kaldırıp bakmıyordu genç kadına bakmayacaklardı da. Bir tanıdık sima ile karşılaştı dolaşırken genç kadın. Yorgun ve bıkkındı… İnanmadığı bir şeye inandığı şeyleri yapabilmek için katlanıyordu bu tanıdık sima, bu çocuk.
Kafasını kaldırıp genç kadına baktı.
“sıkıldım, bunlar ne böyle?” dedi bakışları.
Hiç bu denli çaresiz hissetmemişti genç kadın. Elinde olsa, hadi çıkıp gidelim salaş ve sarmaşıkların istila ettiği, insan kalabalığı manzaralı balkonumuza diyecekti. Demedi… İmkânı olsa da demezdi zaten. Lanet olası zorunluluklar…
Yeşilin bile yapay olduğu bir yerde sohbet ediyordu genç kadın ve çocuk.
“ne yapıyorsun?”
“düşünüyorum”
“sen gibisi çok az”
“neden böyle neden az?”
“korkuyorlar çünkü. Düşünebilmek yorumlama gerektirir ve yorumlama tehlikelidir bazen”
“bunlara bir şey yapılmalı bir şey söylenmeli”
“yazık sadece yazık…”
Genç kadın insanlara baktı. Hayat trafiğine kapılmış savrulan insanlara. Sokrates geldi aklına, diyordu ya hani “bir at sineğiyim ben ve Atina halkı da huzursuz ettiğim at”
“Kaç yaşındasın?”
“17”
————————————————–
… gözlerinde aradım bu sorunun cevabını aslında. Çünkü söylediğinden çok daha büyük ve olguncaydı düşündüklerin.(sen bundan pek memnun olmasan da). Genç kadın gözlerine baktı yeniden. İç çekti ve şunlar geçti düşüncelerinden:
“ bir bilsen nasılda gurur duyuyorum seninle!
Ve biliyorum ki at sinekliği en çok sana yakışır bu memlekette”
Yayın Tarihi: 07 Kasım 2008
Yazarımızı Tanıyalım!
Nazlı Yaren
Bu içerik Nazlı Yaren tarafından 12 Nisan 2010 tarihinde sağlanmıştır.
Bu Sayfanın Kısa Bağlantısı (Short URL): www.web5a.com/?p=357
Çocuk… ile Benzer Yazılar:
12 Nisan 2010 Saat : 11:29
teşekkür ederim sarahatun kendimi hissedebildiğim gibi aktarabilmek güzel (:
ben felsefeyi çok severim. beni tanıyanlar bilirler. elim aklım zihnim yettiğince ilgilidir bir yanım felsefeye dair olanlarla. felsefe okuyan çok arkadaşım yakınım dostum oldu. ama benim için çoğunun üzerinde bir eğretiliği vardı felsefeci duruşun. Değerli Yaren bu duruşa muhteşem bir örnek ama benim için. İşte budur dedirtiyor, dedirtebiliyor. fikrine hissine sağlık. sevgimle.
çocuktan tesekkürlerle…
Emeğine sağlık.