Bizim memlekette lafları bir tarafımızdan anlamak modadır. Ki küreselleşen dünyada dilimiz yabancı kelimelerin istilasına hızla uğramakta. Bunu marifet sayan bizlerde iş yerlerimize, caddelerimize, sokaklarımıza ve bunun gibi pek çok yere yabancı, özellikle de İngilizce kelimeleri ad koymaktayız. Hatta sadece İngilizce isimler koymak değil yeni bir dilde üretme çabasındayız esasen. Yaygın olarak konuşulan bu dile verilen isim sanırım “Türkilizce” ya da “Türkche”…
Özellikle de turizmin yaygın olduğu yerlerde daha çok karşımıza çıkıyor bu dil istilası, bu yozlaşma. Eğer turistik bir bölgede yaşıyorsanız turistlerle iç içe olmanız size “yabancı dil bilmeliyim” fikrini kaçınılmaz olarak benimsetiyor. Yabancı dil bilmenin kendi dilinizi koruyarak daha sağlıklı olacağını bilen kişilerdenseniz eğer bir sorun yok aslında. Ne de olsa “bir lisan; bir insan”. Ancak kendi dilimize sahip çıkmadan yabancı kelimeleri sırf dil biliyormuş gibi kullanmak büyük hata. (ki bu herkesçe yapılmakta)
Bizim “cafe”lerimiz var ismi “chilek, chatlak” vb. olan. Ders çıkışlarında, işten sonra ya da boş bir anımızda gidip bu cafelerde muhabbet ediyoruz birbirimize kırılırsak “trip” atıyoruz. Hoşlandığımız birini görünce heyecanlanıyoruz ama konuştu mu “frost” oluyoruz. Allah aşkına biz hangi dili konuşuyoruz?
Yayın Tarihi: 06 Şubat 2009
kısa ve öz güzel bir yazı eline sağlık…
Ben bir dili kurtarmanın yolunun ticari isimleri kurtarmaktan geçtiğine inanmıyorum. Çünkü ticari isimlerin çoğu cümle içinde pek kullanılmıyor. Kullanıldığı zaman da o mekan yada şirket kastediliyor.
Türkçe gerçekten korunmak isteniyorsa bunu okullarda yapmak zorundayız. Sokaklarda değil.
Öncelikli olarak dil derslerinin içeriklerinin değiştirilmesi gerekiyor.
Teşekkürler…