bir teknoloji ışığı yüzüne vuran
gencecik ışıl ışıl duran
müzipçe bakan
dudakları kıvrılmış bazen beyazlıklar saçan
sıcacık suyu yağmur damlası sayıp ıslandım
saçlarımı yer çekimine bıraktım.
sırf sen için, hizaya gelmeyenleri preslere attım.
karanlığa bir mum yakıp,
tekli koltuğa kıvrılıp yattım.
…
Yas tutmaya alışık bir beyin hükmediyor parmaklarıma, acısına yanması gerekenlere küfredercesine aptallığa boyun eğiyor.
Mor intiharın rengiymiş sayfalarımı yakın seçtim. Beğenemedim radyoları, fona kendi deliliğimi koydum, sonunda “aklımın iplerini saldım”. Hiç istemezken ellerim alışkanlığına koştu, ben değildim seni arayan, suç hep o şişede durmayanın, biraz odamın karanlığının, biraz aklımdan çıkaramadığım kalbime koyamadığım varlığının.. suç benim değil, ama biraz senin.
İçim kıpır kıpır aşık oldum buna eminim ama neye ya da kime?
Eyvah bilinmeze aşk mı olur?
Arka fonda redd “dünya”
Umrumda değil, hoşçakal derim
Notalarıma basıyor edepsiz piyanist, başlıyor ruhum beethoven vari tınlamaya maharet senden mi diye soruyorum usulca, şişşşt usulca malum bu sukünetin tahammülü yok aşırılığa.. bağıracaksan bile edebinden irkilmeli düşman yanında söz söylemeye aklım yeter mi diye düşünmeyi öğrenmeli…
Her şeyden yakınan, herkese kulp bulan ve hayata sanki kendi için değilde başkalarına maydanoz için gelen insanların hayatlarına dikkat ettiniz mi? ben mi etmem mi: asla mutlu olamamaları, ha o da ellerinde olmadığından değil sebil gibi hepsinde sadece hasetle başkasının kine göz dikmelerinden.. o zaman diyoruzkiii hayat bir tek bize torpil geçiyor ben hep yüksek sesle bağırıyorum TORPİLLİYİM ulan hem de en babasından =D haa bide onların sesini duyuyorum x torpilliymiş y torpilliymiş z torpilliymiş….. =D=D=D bu gülüşe yüz yetermi torpilli diye adlandırılanlar daha nereleriyle gülüyor..dur bak benden sana dost tavsiyesi; bir kerecik gülümseyerek yatağa girmemiş koca neyse kadın için, hayata iki işve bir cilve yapmamış insan da o dur.
35 günlük bir eğitimi geride bıraktıktan sonra akıllarda kalan; neler değişti bizde? .. Daha dikkatli olduk, başkalarını gözlemlerken kendimizi de gözlemlemeyi ve kontrol etmeyi öğrendik, mesleğin sırrı empatiyi kavradık uygulamaya koyulduk ve sabrettik beklemeyi öğrendik.. öğrencilik yıllarımızda zoraki erken kalkan bizler, hayallerimizi kapı eşiğinde beklerken her ne olursa keyif verdi, burada ise sabahın ilk ışıklarında yola düştük, 24 saatin keyfini sürebilmeyi, zamanın tadına varmayı burada öğrendik.
Büyük umutlarla kapısını çaldığımız Türk Hava Yolları bize güvendi ve aileden olma şansı tanıdı. Bu şansı değerlendirirken heyecanlı, keyifli, her bir bilgi kırıntısı bize yabancı ve merak uyandırıcıydı, bu yabancılıkta her bir hocamız ilk defa yürüdüğümüz yola ışık tutmanın yanı sıra, aslında şu an itibariyle kazandığımız “siz bizdensiniz” i her zaman hissettirmiş ve bilinmezlikten kaynaklı bir endişemiz var ise, bize her daim yol göstermişlerdir. Onlara bir teşekkürün ne kadar kuru kalacağını elbette kavradık istedikleri sadece emeğin karşılığıdır ve bu karşılığın sonuna kadar alınacağından kimsenin kuşkusu olmadığının da bilincindeyiz.
Profesyonelliğine asla söz söylenemeyecek bir itinayla eğitildiğimiz sürecin sonuna geldiğimizde, bizler de artık kendimizi bir profesyonel gibi hissediyoruz. Yeni bir hayata adım atarken de aslında büyük bir aileye kabulümüzün ilk safhalarını yaşıyoruz. Ailenin en küçük çocuğu olarak gördüğümüz ilgi ve alakaya teşekkür eder ve bizlere olan güveninizin daim olmasını dileriz. Bizler de deneyimlerimizi yeni hayalperestlere aktarabileceğimiz günü sabırsızlıkla bekleyeceğiz. Gururla uğurladığınız bizlerin her daim gururla sizlerin karşısında olması temennisiyle.
Teşekkürler.
brsnll
Yarını beklemeye gerek yok veda vedadır ve acıtır, ve ne kadar uzarsa o kadar derine iner.. çoğu zaman yayılmasın diye kesip atmalı bir yerde, beklememeli insan kalmamalı takılıp hayata, oysa vedalar her zaman olduğun yere çiviler.. giden gittim zannederken donakalır, kalansa gideni aynı yerde bekler yolalmaya devam ediyorum zannederken.. lakin hiç buluşamazlar uzar gider yollar tersine, karşılaşamazlar..bütün bunlar bilinerek mi veda edilir yoksa sözün gelişine kaldırılan bir kadeh midir veda merakımdır? sormadım kimseye, daha önce veda etmedim çünkü kimseye.. sen ilk ol istemem ne ben yaşlı gözlerle gidebirim ne de seni bırakabilirim ardımda buzlanmış gözlerle, buzdan taş kesilmiş bakışlarınla…
İçinden geçirirken bunları tek laf edemedi oğlan ellerini uzatıp tutmak istedi usulca
“dokunma” dedi kız taş kesilmiş bakışlarıyla ve ürperdi oğlan, donakaldı. Gecenin ayazında nasılda güzeldi kar ve nasılda heykel gibi durmuş asaletle karın üzerlerine inmesini bekliyorlardı. Bakışları birbirlerine kenetlenmiş bir tıp oyununun içinde saniyeler geçerken ömürlerinden yılları deviriyorlardı sanki. İkisininde içi donmamışken hala biri diğerinden bir ses bekliyordu.
ve saatler geçti onlarca, bize kalsa ağız ucuyla 5 dakika.. kirpikleri donmuştu kızın gözleriyse buzdolabından çıkmış bir üzüm tanesi gibiydi, çikolata kahve yalvardı oğlan kirpiklerini en sevdiği şekilde birleştirirken kızın ve “şans” döküldü dilinden aynı anda..gülümsedi kız
“hiç yok muydu acaba dünyada dört yapraklı yonca alıp boynuna iliştirsem?” sonra kulağına eğilip “sihrim oldun bir büyülü sözünle kal de desen…?” dedi gecenin siyahında parlayan çikolata gözleriyle ve içinden “belki de değişirdi çok şey” diye ekledi.
Bir kez daha gülümsedi kız, usulca eğildi kulağına yasladı yanağını yanağına, bir yıldızı seyrederken sarılmış iki sevgili gibiydiler kaldırdı başını göğe kapattı geceye yeşilliklerini “yağmasaydı kar görürdük yıldızları, ben hep yıldızları sevdim sense karı nankör bulut hep arada kaldı.”
Dayanamadı oğlan sardı kollarıyla belini kızın ve “ben karı sen yıldızları, terk etsek tüm alışkanlıkları… kal de” acıklı bir sesti kal de, oysa gitmek için gelmişti kız, ve son kez gülümsedi kollarından sıyrılırken oğlanın, küçücük öptü dudağından “bir gün gidersem gideceğim yerden, sana giderim bu sefer, söz.” şaşkındı oğlan..
Boşandı damla damla karlar çikolata kahve buğudan, kızsa hala gülüyordu giderken….
brsnll
Bilgisayarın ışığı arkamdaki aynaya vuruyor bakmaya korkuyorum sanki hep başka hayat var ardında da ben de sanki seçilmişim ve o hayatı yakalayacakmışım gibi..
Hep özel olmak ve hep bundan korkmak arasında gidip gelişlerim. Tek kalamıyorum artık karanlıkta hele bir ayna varsa odada ve ben görebiliyorsam kendimi camdan vuran yalnız ışıkta yanımda yoksa biri, kulağımda olmalı birinin sesi.. ya dostumu ararım korktuğumda ya da nazım geçen birini en çok da aklıma düşeni.. sen aklımdasın ya lakin elim gitmiyor sana..
Odamın perdesi kapalı asla yatamam ayı görmeden, her gece ucunu açar sokak lambasına selam eder ışığımı kapatırım. Kış geldikçe ay görünmez olur bende o vakit bulutlara dadanırım.
Bu gece yine kapattım ışığımı aynaya hiç bakmadım içimdeki ürperitiyi senin düşüncene doladım beklemeye koyuldum..düşünceler önemlidir hayatta, düşünerek çağırdım seni.. aramızda ulaşılmaz zaman ve kısacık mesafe dokunsam erişemem ama, büyüsüne inandığım fikrin yazısını yollarım ruhumdan..
Ruhumu dinlemeye koyuldum bu gece arada kapatıp gözlerimi içime bakıyorum eskisi gibi, tuhaf seni bulamıyorum… ben bir yerlere koymuştum amaa, yoksun işte aması yok, yoksun sadece…
ben kendimi kandırmakla meşgulken sende yardımcı olsaymışsın bir çete vari beni gasp edebilirmiştik lakin ne mümkün arkadaş..gasp olmaya ne ihtiyacım varmış şu ara fazla özgür kalmışım, vatan sayılacak bir kafes ararım, ararımda ararken hep bulamam, bulduğumda da barınamam.
Kararımı verdiğim dakikalar karanlık saatlere denk geliyorsa korkma derim kendime usulca, eğilir fısıldarım kulağıma: “Eğer şüphe varsa karanlıkta geceye ver bu namertliği ve sil gözümüm yaşını uyu. Eğer için kanıyorsa içine, gündüz de acırsın uyu, ben seni uykuda okşar, öperim yaralarından erken iyi ederim. Sen yeter ki hemen uyu gece boğmasın seni.” peki şüphede yoksa??????? söyleyecek ne sözüm var ki sana git aşık ol dan başka, özlemişim aşkın hezimetini baksana sen yetmiyorsun bana hüznünü düşünüp de ağlamıyorum yalnızlığıma, parmaklarım çalışmıyor senli veya sensiz bu hayatta.. ister git ister kal bana bende başka bir benlik katamadınya sana üzüldüm ben şimdi şuracıkta.
brsnll